KÜN, ‘İklim Krizi ve Sürdürülebilir Turizm Paneli’ne Katıldı

İklim krizi turizme etkileri ve sürdürülebilir turizmin önemi hakkında düzenlenen panelde turizm sektörünün geleceği ve izlenilmesi gereken yol haritası konuşuldu. Marmaris Ticaret Odasının düzenlediği ‘İklim Krizi ve Sürdürülebilir Turizm Paneli’ne, Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, Kapadokya Üniversitesi (KÜN) Sürdürülebilir Turizm Programı Başkanı Doç. Dr. Mehmet Bahar, Erel..

KÜN, ‘İklim Krizi ve Sürdürülebilir Turizm Paneli’ne Katıldı
Yazar : Tarih : Okunma : 26 views Yorum Yap

İklim krizi turizme etkileri ve sürdürülebilir turizmin önemi hakkında düzenlenen panelde turizm sektörünün geleceği ve izlenilmesi gereken yol haritası konuşuldu.

Marmaris Ticaret Odasının düzenlediği ‘İklim Krizi ve Sürdürülebilir Turizm Paneli’ne, Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, Kapadokya Üniversitesi (KÜN) Sürdürülebilir Turizm Programı Başkanı Doç. Dr. Mehmet Bahar, Erel & Co Turizm Danışmanlık CEO’su Başak Erel, Mimar ve Sanayi Dalgıcı Ali Enes Edis katıldı. Turizmin farklı alanlarında hizmet veren uzmanların katkı sunduğu panelde, iklim krizinin Marmaris ve turizme etkileri, sürdürülebilir turizm programının iklim krizine sunduğu çözümler, Marmaris koylarında denizin durumu, denizlerdeki istilacı türlerle mücadele ve turizm trendlerinde sürdürülebilirliğinin önemi tartışıldı.

KÜN Sürdürülebilir Turizm Programı Başkanı Doç. Dr. Mehmet Bahar, KÜN’ün Birleşmiş Milletler Yükseköğrenim Sürdürülebilirlik Girişimi Ağına (Higher Education Sustainability Initiative Network – HESI) üye olduğunu hatırlatarak, sürdürülebilir turizm, Türkiye sürdürülebilir turizm programı, Kapadokya Üniversitesinin rolü ve eğitimleri hakkında bilgi verdi.


Çağımızın en önemli küresel sorunlarından biri haline gelen iklim değişikliği, pek çok sektörde olduğu gibi turizm sektörü üzerinde de hem etkisini göstermekte hem de sektöre bağlı gerçekleşen faaliyetlerden etkilenmektedir. Turizm sektörü ile iklim değişikliği arasındaki bu iki yönlü ilişki turizm literatüründe sosyal, ekonomik ve ekolojik açıdan da tartışılmaktadır. Bilimsel çalışmaların yanı sıra iklim değişikliği konusunda toplumsal bir farkındalığın oluşması da önem arz etmektedir. Kitle iletişim araçları ise bu farkındalığın oluşmasında önemli bir rol oynamaktadır. Bu bağlamda çalışmanın amacı, kitle iletişim araçlarından biri olan gazetelerde turizm ve iklim değişikliğine ilişkin haberleri incelemektir. Araştırmanın amacı doğrultusunda Türkiye’de en yüksek tiraja sahip 10 gazetenin internet siteleri üzerinden 2022 yılı 15 Ağustos-15 Eylül tarihleri arasında iklim değişikliği ve turizme ilişkin içeriklere sahip haberler incelenmiştir. Erişilen 187 haber metni üzerinde karma içerik analizi yapılmıştır. Sonuçlar, doğrudan iklim değişikliği ve turizm ile ilgili sınırlı sayıda haber (13 haber) olduğunu göstermiştir. İklim değişikliği ile ilgili haberlerin ise daha çok kuraklık, orman yangınları, biyoçeşitlilik kaybı gibi iklim değişikliğinin genel etkileri, iklim değişikliğinin insan ve diğer canlı türleri üzerindeki etkileri ve sıcaklık artışı kapsamında ele alındığı tespit edilmiştir. Turizm ve iklim değişikliğini bir arada ele alan sınırlı sayıda haber metni, iklim değişikliğinin genel etkilerine ilişkin haberlerle içerik olarak paralellik göstermiştir. Bu çalışma Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Uluslararası Avrasya İklim Değişikliği Kongresi’nde (EURACLI’2022) özet bildiri olarak yayımlanmıştır.


İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ve TURİZM İLİŞKİSİ
Başlarda iki farklı konu olarak ele alınıp işlenen iklim değişikliği ve turizm, daha sonralarda ise
birbiriyle ilişkili ve birbirini etkileyen iki önemli faktör olduğu uzmanlarca anlaşılmış ve
aralarındaki bağlantı incelenmeye başlanmıştır. İklim değişikliği bağlantılı olduğu birçok sektörü
etkilemektedir. Özellikle turizm gibi çevreyi kaynak olarak kullanan bir sektörün bu süreçten
etkilenmesi kaçınılmazdır. Atmosferde biriken sera gazlarının yol açtığı ısınma ve beraberinde
gelen iklim değişikliği hem doğal hayatı ve çevreyi hem de tarım, turizm, enerji gibi ekonomik
faaliyetleri etkilemeye başlamıştır (Bayazıt, 2018).
İklim değişikliği, insan faaliyetleri sonucunda atmosfer bileşiminin bozulmasıyla iklimde
meydana gelen değişikliklerdir (UNFCCC, 2022). İklim, turizme girdi sağlayan birçok unsuru
(doğal yaşam, kıyı alanları, biyolojik çeşitlilik, su, orman alanları vb. gibi) belirlemektedir. Bu
nedenle iklimde meydana gelebilecek değişimlerin turizmin mekânsal dağılımını, konaklama
süresini ve seyahatlerin zamanlamasını etkileyeceği açıktır (Bayazıt, 2018). Çünkü turizm
çevresel, sosyoekonomik ve iklim değişikliğinden hızlı bir şekilde etkilenen ve aynı zamanda
antropojenik iklim değişikliğine katkı sunan, iklime son derece duyarlı bir sektör konumundadır
(Scott, Gössling ve Hall, 2012). Turizm sektörü hem iklim değişikliğinden etkilenmekte hem de
seyahat, konaklama ve diğer turistik faaliyetlerden kaynaklanan sera gazı emisyonları yoluyla
iklim değişikliğini etkilemektedir (Becken ve Hay, 2007). iklim krizi
Turizm, küresel olarak önemi giderek artan ve yıllık %5 seviyelerinde büyüyen bir ekonomik
sektördür (UNWTO, 2018). Büyüyen ekonomik değerinin yanında emisyonları da büyümekte,
çevreye, doğaya ve iklime olan etkisi giderek artmaktadır (Becken vd., 2020; Lenzen vd., 2018).
Turizm sektörü ulaşım, konaklama, yeme-içme ve diğer turizm faaliyetlerinden oluşmaktadır.
Bu faaliyetlerden kaynaklanan emisyonların, özellikle ulaşımın küresel emisyonlar içerisindeki
payı kayda değerdir (Scheelhaase ve Grimme, 2007). Öyle ki yapılan araştırmalarda turizm
sektörünün sera gazı salınımının %75’i seyahatlerden, %21’inin ise konaklamadan kaynaklandığı
belirlenmiştir (Bayazıt, 2018). Turizm sektörünün bugün küresel emisyonların yaklaşık %8’inden
sorumlu olduğu tahmin edilmektedir (WTTC, 2021). Konaklama ve seyahat alanlarında turizm
faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi için kullanılan enerjinin büyük çoğunluğunun fosil yakıtlardan
oluştuğu ve bunun da sera gazı emisyonlarına neden olduğu belirtilmektedir (Scott, Peeters ve
Steffan 2010). Sadece turistik amaçlı ulaşımla ilgili emisyonların 2030 yılında 2016 yılı
seviyelerine göre %25 oranında artması beklenmektedir. Bu değerin 2030 yılında küresel
emisyonlar içinde %5,3’lük bir oranı temsil edeceği öngörülmektedir (UNWTO-ITF, 2019). Diğer
taraftan varlığı biyoçeşitliliğe, doğal kıyı şeritlerine, çekiciliklere, doğal kaynaklara ve doğanın
diğer güzelliklerine bağlı olan turizm, iklim değişikliğinin etkileri altındadır (Gössling ve Hall,
2006). İklim değişikliği, turizm destinasyonlarının rekabet edilebilirliğini ve ana turizm pazarı
segmentlerinin (kıyı, kış turizmi gibi) sürdürülebilirliğini tehdit etmektedir (Scott vd., 2012).
Turizm sektörü ile iklim değişikliği arasındaki ilişkiye yönelik çalışmalar giderek artmakta ve
literatürde önemli araştırma konularından biri olarak öne çıkmaktadır (Aygün ve Baycan, 2020;
Bayazıt, 2018; Buckley, 2008; Dubois ve Ceron, 2006; Gössling ve Freitas. 2008; Gössling, 2009;
Hall, 2008; Hall ve Gössling, 2019; Scott, Scott ve Lemieux, 2010; Li, Song ve Li, 2016, Scott, Lopes
ve Simoes, 2019). Diğer taraftan İklim değişikliğinin turizm sektörünü birçok farklı mekanizma
yoluyla etkilediği ifade edilmektedir (Berrittella vd., 2005; Buckley, 2011; Becken vd., 2020;
Dickinson ve Wilkes, 2010; Dube ve Nhamo, 2019; Gössling ve Buckley, 2016; Hares, Scott vd.,
Barış TURAN ve Özgür ÇALKIN 3592012; Steiger vd., 2019). Dolayısıyla literatürde iklim değişikliğinin turizmi ciddi bir şekilde etkilediğine yönelik görüş birliği oluştuğunu söylemek mümkündür.
Mevcut destinasyonlarda turizm sezonlarının uzunluğu ve sezonların kalitesindeki olumsuz
değişiklikler iklim değişikliğinin turizme doğrudan etkisi olarak gösterilmektedir. Dolaylı
etkileri ise biyoçeşitlilik kaybı, su kapasitesinin düşmesi, kuraklık, doğal estetiğin kaybolması,
doğal afetlerdeki artış, alt yapı zararları, bulaşıcı hastalık, artan sigorta ve güvenlik maliyetleri
gibi turist haraketliliğini kısıtlayıcı sorunlar olarak ifade edilmektedir. Diğer taraftan, iklim
değişikliğinin turizm hareketlerini sera gazı emisyonlarının azaltım politikasından dolayı
etkileyebileceği tahmin edilmektedir. Özellikle uzun mesafeli taşımacılık yapan havayolu
şirketlerinin iklim değişikliği politikalarından kaynaklanan taşıma maliyeti ve çevreci
davranışlar gibi faktörlerden olumsuz etkilenmesi beklenmektedir. Ayrıca iklim değişikliği
sonucu yaşanacak sıcaklık artışının ekonomik büyümeye zarar vereceği, bunun da kişi başı
harcanabilir geliri azaltacağı ve turizm sektörünün ise bundan olumsuz etkileneceği
öngörülmektedir (UNWTO ve UNEP, 2008; UNWTO-ITF, 2019). iklim krizi
Yapılan araştırmalarda iklim değişikliğinin turizmin geleceği üzerinde yaygın sonuçları olacağı
tespit edilmiştir. Bununla birlikte Başarır ve Çakır (2015) beş Avrupa ülkesi (Türkiye, İtalya,
Fransa, İspanya ve Yunanistan) için yaptığı çalışmanın sonucunda sera gazı salınımı ile turizmde
enerji tüketimi arasındaki doğrusal ilişkiyi ortaya koymuştur. Turizm sektörüne ilişkin
konularda analizler yapan İspanyol Mabrian Technologies şirketi, oluşturduğu ‘İklim Algılama
Endeksi’ne göre, aşırı sıcaklıklar ve bunaltıcı havaların turistlerin gelecekte seyahat tercihlerini
gözden geçirmelerine neden olabileceğini belirtmiştir (https://www.turizmgazetesi.com). İklim
değişikliğinin turizm destinasyonları ve turistik faaliyetler üzerindeki etkisinin turist
davranışlarını da değiştireceği ifade edilmektedir (Scott vd., 2019). Çünkü destinasyonlardaki
çevresel çekicilikler turist için seyahat motivasyonu ve destinasyon tercih sebebidir (Hall, Scott
ve Gössling, 2011). Scott vd., (2012) kişisel ve seyahat masraflarının iklim değişikliğinden
etkilenebileceğini vurgulamıştır.
Küresel bir doğal afet olan iklim değişikliği Türkiye’deki birçok alan ve sektörü de etkileyecektir.
Türkiye, bölgesel olarak kurak bir alanda olup, yaklaşık yüzde 70’lik bölümü su açığı bulunan
yarı kurak ve yarı nemli arazilerden oluşmaktadır (Türkeş, 2013). Akdeniz Havzasında yer alan
Türkiye’nin, küresel ısınmadan ciddi şekilde etkileneceği ve bölgedeki turist akımının değişeceği
merkezlerden biri olacağı işaret edilmektedir (UNWTO, 2009). Nitekim Scott vd., (2019) iklim
değişikliğine karşı küresel turizm hassasiyetini belirlemek adına 181 ülkenin turizm sektörü
üzerinde ulusal ve uluslararası etkisini temsil eden ve 7 göstergede birleştirilen “Turizm için
İklim Değişikliği Kırılganlık Endeksi”ni oluşturmuşlardır. Bu doğrultuda Afrika, Güney Asya,
Orta Doğu, Hit ve Pasifik Okyanusları ve Karayipler endeks puanlarına göre en hassas ve
savunmasız sıcak alanlar olarak belirlenmiştir. Endeks puanı 77-88 arasında olan Türkiye’nin ise
turizmde iklim değişikliği durumunun orta riskte yer aldığı tespit edilmiştir. Ancak insan
faaliyetleri sonucunda her geçen yıl değişen iklim olayları ve artan küresel ısınmayla birlikte risk
durumu da değişecektir. Başta IPCC/AR5 Raporu olmak üzere bilimsel ve güncel çalışmalar
Türkiye’nin yakın gelecekte daha kurak, daha sıcak ve yağışlar konusunda daha belirsiz bir iklim
yapısına sahip olacağını ortaya koymaktadır. Bilimsel çalışmalarda Türkiye’nin, kuraklık,
çölleşme, orman yangınları ve bunlara bağlı ekolojik bozulmalar gibi iklim değişikliğinin
olumsuz yönlerinden etkileneceği ve bu durumun turizm faaliyetlerini de etkileyeceği tahmin
edilmektedir (https://www.iklimin.org/). Söz konusu bilgiler, iklim değişikliği ve etkileyeceği
alanlar konusunda hem küresel çapta hem de Türkiye özelinde bir an önce önlemler alınması
gerektiğinin altını çizmektedir.

#iklimkrizi iklim krizi